Projeleriyle adından sıkça bahsettiren AE Mimarlık’ın sahibi Mimar Ahmet Erkurtoğlu ile baretdergisi.com Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Men’e inşaat ve gayrimenkul sektörüyle ilgili özel açıklamalarda bulundu.
Mimar Ahmet Erkurtoğlu kentsel dönüşüm, konut fiyatları, kampanyalar ve mimarlık hakkında çarpıcı açıklamalarda ve sektöre olumlu katkı sağlayacak önerilerde bulundu.
Ahmet Erkurtoğlu kimdir? AE Mimarlık olarak hangi çalışmalara imzanızı atıyorsunuz?
Benim bu mesleğe başladığım zaman yıl, 1983’tü. 83’ten 91 yılına kadar Kadıköy bölgesinin en önemli mimarlık ofislerinden birinde çalıştım. 91 yılında kendi şirketimi, yani AE Mimarlık’ı kurdum. Yaklaşık 30 yıldır sektördeyiz. Milyonlarca metrekareye imzamızı attık. Projelerimizi ağırlıklı olarak İstanbul Anadolu Yakası’nda gerçekleştirmemizin yanı sıra yurtiçi ve yurt dışında da konut, işyeri, sağlık merkezi, yurt, turistik tesis, cami, fabrika ve avm gibi birçok projeye imzamızı attık. Şuanda bizi heyecanlandıran bir proje üzerinde çalışıyoruz. Dudullu’daki İMES (İstanbul Madeni Eşya Sanatkarları Sanayi Sitesi) OSB’de Dilovasında modern bir cami projesi üzerine çalışmalarımız devam ediyor.
Cami projesiyle birlikte şu anda hangi projeleri yapıyorsunuz?
İMES cami projesinin yanında da OSB yönetim merkez projesini yapıyoruz. Rusya Stavropol’da avm, konut ve iş yerlerinden oluşan bir konsept proje hazırlıyoruz. Ülkemizin önde gelen holdinglerinden birine Başakşehir’de büyük bir arazide bir konsept proje çalışması yapmaktayız.Tabi bir yandan da kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam ediyor.
[caption id="attachment_4986" align="alignright" width="300"]
Çiğdem MEN - Ahmet Erkutoğlu[/caption]Modern cami yaptığınızdan bahsettiniz. Modern cami ile klasik cami arasındaki fark nedir?
Biz kubbesiz modern cami yapmayı tercih ediyoruz. Kubbe, camiyi temsil eden bir şeydir ama eskiden yapılmasının bir amacı vardı. Taşları yan yana koyarak kubbeyi geniş açıklıkla geçebiliyordunuz ve akustik sağlamak için yapılırdı. Modern mimaride şimdi geniş açıklığı rahatlıkla geçebiliyoruz. Kısacası klasik camide kubbe varken, modern camilerde genellikle kubbe kullanmayı tercih etmiyoruz.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM DEĞİL, BİNASAL YENİLEME”
Kentsel dönüşüm kapsamında yaptığınız projelerinizden bahseder misiniz?
Bildiğiniz üzere şu anda kentsel dönüşüm projeleri ağırlıklı olarak Kadıköy’de gerçekleşiyor ve biz bir anlamda Kadıköy’ün geleceğini olumsuz yönde etkiliyoruz. Çünkü biz kentsel dönüşüm projesi yapmıyoruz. Yaptığımız tek şey kutu kutu daireler yapmak. Bizim yaptığımız işin tam ifadesi binasal yenileme. Eskiyi yık yeniyi yap, yaptığımız başka bir şey yok. Kentsel dönüşüme kötü yönde katkımız var. İyi yönde bir katkımız yok.
Sizce doğru kentsel dönüşüm nasıl olmalı?
Doğru kentsel dönüşümde İzmir’i örnek verebilirim. İzmir’de belediye başkanlığı yarışmalar açtı ve projenin yapılacağı arazinin röntgeni çekildi. Kaç tane bina varsa bilançosu çıkarıldı ve kime ne verilecek ona göre bir plan yapıldı. Yapılacak projeler yarışmayla seçildi ve ardından uygulamaya geçildi. Peki, İstanbul’da ne yapıyoruz? Bu kentsel dönüşüm mü? Parsel bazında yapılması çok yanlış. 1999 depreminden beri bu konu üzerine çalışmalar yaptım. 2000 yılından itibaren projeler hazırladım. Zamanının bakanlarıyla bir araya gelip projemi anlattım. Hepsi projeyi beğendiler ve “İstanbul’un kurtuluşu bu proje” dediler. “Bunu yetkili makama iletelim” dediler. Projemiz yetkili makamlara iletildi ama bir sonuç çıkmadı.
KADIKÖY’ÜN GÜNAHI NE?
Kentsel dönüşümde ada bazlı uygulamayı ilk ortaya koyanlardan biri benim. 2000 yılından beri bunun üzerinde çalışıyorum. Maalesef beceremedik. Bazı belediyelerde ada bazında ekstra imar veriyorlar. Kadıköy’de neden verilmiyor? Kadıköy’ün günahı ne?
Burada müteahhit ile vatandaşlar arasında yaşanan anlaşmazlıklarında etkisi yok mu?
3’te 2 yasasıyla bu sorun kısmen halledildi. Ancak bu parsel bazında uygulamaya müsait olduğu için yaşadığımız kentler açısından doğru bir kentsel dönüşümü sağlamamaktadır. Doğru bir kentsel dönüşüm için parsel bazında uygulamaya son verilip parseller birleştikçe emsal artacak ve adaya dönüşecek şekilde uygulama yapılmasına hızla geçilmelidir. Burada çıkabilecek engeller için 3’te 2 yasasının yanında ada olması kaydıyla %90 yasası da çıkarılmalıdır. Yoksa şuanda yapılan parsel bazında uygulama ile yaşadığımız Kadıköy alt yapının yetmediği, araçların yollara park edilmesinden dolayı yolların yetmediği ve ağaçların kalmadığı beton yığınlarının olduğu yaşanılmaz bir yer olacaktır.
Kentsel dönüşüm çalışmalarınız genellikle Bağdat Caddesi’nde mi?
Yoğunluk Bağdat Caddesi civarı ama Anadolu Yakası’nın birçok yerinde çalışmalarımız var.
Bağdat Caddesi’yle devam edelim. Bağdat Caddesi’nin dününü ve bugününü karşılaştıracak olursak nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Bağdat Caddesi, eskiden binaların altında dükkanları olan, bankaları olan, iyi mağazaları olan bir yerdi. Taş cephelerin olduğu küçük şirin bir sayfiye yeriydi. Şimdi ise kamyonların geçtiği, kiraların yüksek olmasından dolayı kiracıların ara sokaklara kaçtığı bir yer oldu. Son zamanlarda kimse Bağdat Caddesi’ne gitmemeye başladı. “Hadi Cadde’ye gidip bir turlayalım” olayı azaldı. Önceden haftasonları Cadde’de adım atacak yer olmazken, şimdi Cadde’deki o yoğunluk azaldı. Dükkanlar teker teker kapanıp ara sokaklara taşınmaya başladı. Kentsel dönüşüm olaylarından ötürü şu anda Bağdat Caddesi zor bir dönemden geçiyor olsa da Bağdat Caddesi her zaman değerini ve popülaritesini korur. Geçtiğimiz günlerde Bağdat Caddesi’ni kamyon trafiğine yatay geçişte kapatmakla ilgili bir öneride bulundum. Cadde üzerindeki inşaatlar haricinde Bağdat Caddesi’nin kullanılmamasını ve pazar günleri Bostancı Köprüsü ile Selamiçeşme Köprüsü’nün trafiğe tamamen kapatılmasını önerdim. Pazar günleri Cadde sadece yayaya açılıp, buranın canlanması için etkinlikler düzenlenmeli. Örneğin; Ukrayna Kiev’de çok sevdiğim Khreshchatyk Caddesi, pazar günleri kapalı. Gezmesi de oldukça eğlenceli. Bağdat Caddesi’ni de bu duruma getirirsek cadde ivme kazanır. Ara yollar olduğu için de araç kullananlar açısından bir sorun oluşturmayacaktır.
15 Temmuz’dan sonra konut sektörünün gündeminde yer alan fiyatlar düşecek, düşmeyecek tartışması var. Vatandaşların beklentisi de düşeceği yönünde. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
15 Temmuz öncesinde de bu düşüş vardı. İnşaat sektörünün bir rant alanı görünmesi nedeniyle herkes inşaatçı oldu ve birçok firma iflas etti. Türkiye’de en kolay şey müteahhit olmak. Herkes sektörü rantabl gördü. Bu kadar fazla müteahhitin olması da arzı çoğalttı. Hem arz fazlalığı hem de arsa maliyetlerinden ötürü, şimdi de müteahhitler konut üretmeyi yavaşlattılar. Satışlar ciddi oranda azaldı. Bunun yanı sıra son zamanlardaki siyasi ve ekonomik belirsizlikler sonucunda yatırımcılar nakitini elinde tutmayı tercih ediyor. 300-500 bin TL civarında olan ucuz konutlar satılıyor. 800 ile 1 milyon TL üzeri olan konutlar şu anda satılmıyor.
Yine Türkiye’den gayrimenkul alan yabancı yatırımcıya vatandaşlık verilme kararı çıktı. Bu karar sizce doğru mu?
Yabancıya vatandaşlık verilmesi için yatırımcının 1 milyon Dolarlık gayrimenkul satın alması gerekiyor. Burada hedef; kaliteli kitleyi çekmek olmalı. Ama 1 milyon Dolar’a kaç kişi gayrimenkul alır? Şöyle bir yol da izlenebilirdi. 100 bin Dolar’a daire alana 1 yıllık oturma izni, 200 bin Dolar’a alana 2 yıllık oturma izni, 300 bin Dolar’a daire alana 3 yıllık oturma izni gibi … 1 milyon Dolar gayrimenkul alana da vatandaşlık hakkı verilebilirdi. Böylelikle satışlar daha da arttırılabilirdi. Ama kaliteli yatırımcı çekmek için doğru bir adım.
AE Mimarlık olarak toplam ne kadar proje yaptınız ve yurt dışında çalışmalarınız var mı?
Kesin bilmemekle beraber 15 milyon metrekareyi geçen projeler çizdik. Yurtdışında ise Kazakistan, Irak, Tacikistan, Kırgızistan, Saraybosna, Mısır, Arnavutluk, Ukrayna- Kiev, Rusya proje çizdiğimiz ülkelerden sadece birkaçı.
Bir projenin AE Mimarlık imzası taşıdığını nasıl anlarız? Sizi sembol eden bir özellik var mı?
AE Mimarlık imzasını dışardan değil, konutun içine girdiğinizde anlarsınız. Birçok marka projelerde kayıp alan vardır. Bizde en önemli şey, mimarideki işlevselliktir. Kayıp alan çok fazla oluşturmuyoruz ve binanın kullanışlı olmasına özen gösteriyoruz.
Türkiye’de mimarlığı nerede görüyorsunuz? Diğer ülkelere nazaran geride miyiz? İleride mi?
Türkiye’de çok iyi mimarlarımız var. Türkiye’nin tek sıkıntısı, yönetmelik! Uygulamayı çok iyi bilmeyen kişiler yönetmelik yazıyor. Örneğin; diyor ki çıkmayı 1 buçuk metreden fazla yapamazsın. Niye yapamayayım? Bunu ben çelik statik veya betonarme statik anlamda çözebiliyorsam neden yapamayayım? Özellikle depremden sonra 10 kattan fazla projelerde çıkma yasaklandı. Bu bana göre Türk inşaat mühendisine hakarettir. 10 kattan fazla olan binada Türk mühendisi çıkma yaparsa depremde bina yıkılır diyor. Avrupalı mimarlarla kıyasladığımız zaman daha iyi projeler çıkaramıyoruz çünkü yönetmelikler mimarın özgürlüğünü engellemektedir. Mesela rahmetli Mimar Zaha Hadid’in projelerini Türkiye’de uygulayamayız. Ben onun çizimlerine hayranım. Birçok ülkede proje yaptı. Burada da Kartal’da yapacaktı ama kısmet olmadı. Tabii ki Türk mimarlar güzel projeler yapıyor ama yönetmelikler çerçevesinde.
MİMARLARI ÖZGÜR BIRAKIN!
Mimarları özgür bırakmalılar. Sürekli engel koyuluyor, “Oraya çıkma tesisat yapamazsın buraya şunu yapamazsın” gibi. Bir de belediyeler mimarlara hırsız gözüyle bakıyorlar. Şaftları bile 50 cm’den fazla yapmayın, deniliyor. Niye? Beni özgür bırak. Desin ki bana, “Bu projenin dışında 1 cm hata görürsem, sen 1 sene proje çizemezsin!” Gelsin müteahhit yapsın bakıyım. Ben şikâyet ederim. Burayı kaçak yapıyor, yıkın burayı diye. Madem hırsız gözüyle bakıyorsun ceza verin. Belediyeler mimarlara yükleniyorlar ancak müteahhitlerin yaptıklarını göz ardı ediyorlar.
Biz mimarlık yapmıyoruz. Bizim burada 25-30 kişilik ekibimiz var. Bu ekip ne işe yarar? Müteahhitlerin isteklerini gerçekleştiriyoruz. Sonra belediyeye onaya götürürüz. Kısa sürede ruhsat alabiliyorsak, kısa sürede inşaata başlatabiliyorsak ve müteahhitte kâr ettirebiliyorsak iyi bir mimarız. Kıstas bu olmamalı. Örneğin; Rusya’da, Türki Cumhuriyetler ’de şehir mimarları var. Onlara arsayı gösteriyorsun, onlar da sana arsanın altyapısını veriyorlar ve diyorlar ki bu arsada 10.000 m2 inşaat yapabilirsin. Bu doğrultuda elektriği, doğalgazı nereden alacağınızı, pis ve temiz su bağlantılarını size bildiriyorlar. Sizin nasıl bir proje çizeceğinize ise karışmıyorlar ve cephenin şehre katkısı yönünden projeyi inceliyorlar ve sizi özgür bırakıyorlar. Kısacası hayalinizdeki projeyi rahatça ortaya çıkarabiliyorsunuz. Mimarlığın keyfini orada çıkarabiliyoruz.
Emlak Konut, konut alımında 20 yıl vade kampanyasını ortaya çıkardı. Kampanya hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mortage sistemine benziyor. Burada faiz oranlarının ne kadar olacağı önemli. Bu tip kampanyalar sektöre ivme kazandırır. Bazı firmalar doları sabitliyor. Şimdi 300-500 TL’ye evler satılıyor. Bu sayede ihtiyacı olanlar ev alabiliyor. Daha önceden ise yatırımcılar ev alabiliyordu. Bu kampanyalar elbette sektörü hareketlendirecektir.
Satışları arttırma yönünde mevcut olan kampanyalar haricinde sizin bir çözüm öneriniz var mı?
Açıkçası mevcut olanın haricinde çok fazla yapılabilecek bir şey yok. Firmalar kâr marjını düşürebilir, fiyatları da biraz daha aşağıya çekebilirler. Birçok iyi firma finansal anlamda sıkıntıya girdi. Ekonomi düzelirse, vatandaşlar yastıkaltı paralarını yatırıma yönlendirirse o zaman piyasa canlanır. Piyasa düzeldiği zaman da fiyatların uçmaması lazım. Fiyatları iyi dengelemeleri gerekiyor.
YÜZDE 90 YASASI ÇIKSIN
Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı?
Kadıköy’de emsal sorununa değinmek istiyorum. Kadıköy’de emsal artırılması şart. Henüz geç kalmadık. Bununla ilgili 3’de 2 yasası çıktı. Bende diyorum ki, “Ada bazlı dönüşümde yüzde 90 yasası çıkaralım.” Mesela; “100 kişi var” diyelim. 90’ı imzayı attı ve 10 kişi problem çıkardı. 1 ay içinde anlaşma şartı konulacak. Anlaşmadıkları takdirde yerine kayyum veya bilirkişi atayacak. Ya da bizler yeminli ofisler olacağız. Böylece problem çıkaranların hakkını ve yüzde 90’nın hakkını gözeterek, problem çıkaranın yerine belediyeye gidip yasal süreci onların yerine takip edeceğiz. Problem çıkaranların esas hakkını belirleyip inşaat ve iskan çalışmaları bittiğinde tapuyu hak sahiplerine verebiliriz. Bunun için de devletten veya müteahhitten belirli bir hizmet bedeli almalıyız. Burada ne oldu? Problem çıkaranların daha fazla rant elde etmesini engellenmiş oldu ve problem çıkarmayan yüzde 90’ın da hakkını korumuş olduk. Böylelikle adaletli bir süreç devreye girmiş olacak. Bu yöntemle ada bazlı projelerin önü açılır.
Röportaj: Çiğdem MEN
Kaynak: www.baretdergisi.com
















