2012 yılında kamu binalarıyla başlatılan Kentsel Dönüşüm Projesi süreci halkın bilinçlenmesiyle ekonomideki yükseliş 2010 yılından sonraki en iyi seviyelerine geldi.
Kentsel Dönüşüm Projesindeki yükseliş ivmesi 2013 sonunda itibaren durma noktasına geldi. Bu gerilemenin etkisi şüphesiz 17-25 Aralık süreciydi ancak Türkiye kısa sürede gerek ekonomik gerekse de manevi olarak bu sürecin etkisinden hızla kurtuldu.
2014 yılında Kentsel Dönüşümün hızlanması için Kamu Kuruluşları, Sivil Toplum Örgütleri, Müteahhitler üzerlerine düşen gereksinimleri yapsalar dahi proje bazı sorunlarla hızlanmakta engellerle karşı karşıya kaldı.
En Büyük Engel Fırsatçılar
Özellikle Fikirtepe’de 2014 yılında Fikirtepe İnatçısı diye haber yapılan ve büyük bir alanın hafriyatı yapıldığı halde sadece bir gecekondunun ortada kaldığına hepimiz şahitlik ettik. Sonrasında daha büyük tekliflerle ikna edilen hak sahibi projenin başlamasına olanak sağlamıştı. Bu durumun kamuoyuna basın aracılığıyla duyurulmasının ardından Kentsel Dönüşümün hızı oldukça yavaşladı. Her hak sahibi sanki sona kalınca daha fazla hak alabilirim mantığıyla sürece dâhil olmaktan çekindi. Birçok proje bu yaklaşımlarla yavaşladı hatta iptal edildi. Bu bağlamda ilk olarak anlaşılan hak sahipleri haksızlığa uğradığını düşündü.
Yetersiz ya da Eksik Maddeli Sözleşmeler
Birçok projede sözleşme hataları veya sözleşme maddelerinde boşluklardan kaynaklı anlaşmazlıklar da projelerin yürütülmesinde engeller teşkil ediyor. Taraflar her ne kadar ana unsurlarda anlaşarak sözleşmeye yazmış olsalar da bazı konuları baştan düşünerek anlaşmaya bağlamadıkları durumlarda çözümü mahkemelerde aramak durumunda kalıyorlar. Böylece proje mecburi olarak bir süre mahkeme kararlarını beklemek durumunda kalıyor.
Müteahhitlerin Kapasitesinin Üzerinde Proje Yürütmesi
Türkiye’de özellikle Kentsel Dönüşüm sürecinin etkisiyle hızlanan inşaat sektörü, diğer sektörlerden inşaat sektörüne atılım yapan yeni firmalar, birçok sorunlara da davetiye çıkardı. Henüz inşaat sektöründe çok fazla tecrübeleri olmadığı halde sermayenin gücüyle başarırım ve bir şekilde para kazanırım düşüncesiyle sektöre giren bazı firmalar; doğru satış politikaları oluşturamamaları veya doğru bir imalat süreci işletememeleri sonucunda gecikmelere sebep vermekteler.
Bazı firmalar ise satışların hızlı olduğunu ve bir şekilde sermayeyi hızlıca dönüştürebilirim düşüncesiyle kapasitesinin çok üstünde projelere başlayarak iflasın eşiğine gelmişlerdir. Haliyle duran veya geciken projelerde hak sahipleri mahkeme yoluna başvurmuşlardır.
Bu Denli Ulusal Büyük Bir Projeyi Devlet Kendi Eline Almalı
Geçtiğimiz yılda yaşanan tecrübelerden sonra artık bu süreçte hangi sorunlar ile karşı karşıya kalınıyor, bu sorunlar nasıl çözülebilir artık neredeyse tamamı belirgin hale geldi. Gerek fırsatçıların önünün kesilmesi, gerek hak sahiplerinin haklarının garanti altına alınması gerekse de yüksek deprem riski ihtiva eden alanlarda halkın can güvenliğinin sağlanabilmesi açısından Kentsel Dönüşüm Projesinin hızlanması için Devletin müdahale etmesi gerekiyor.
Tam da bu konuda geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Mehmet ÖZHASEKİ projenin hızlanması ve genişletilmesi için gereken her şeyin yapılacağını açıkladı. Bu konuda her şeyi Bakanlıktan beklememeliyiz. Böyle büyük Ulusal bir proje için gerek Kamu Kuruluşları, gerek Sivil Toplum Örgütleri gerek Basın Yayın Organları gerekse de vatandaş olarak üzerimize düşen her şeyi yapmalıyız.
Kentsel Dönüşüm Projesindeki yükseliş ivmesi 2013 sonunda itibaren durma noktasına geldi. Bu gerilemenin etkisi şüphesiz 17-25 Aralık süreciydi ancak Türkiye kısa sürede gerek ekonomik gerekse de manevi olarak bu sürecin etkisinden hızla kurtuldu.
2014 yılında Kentsel Dönüşümün hızlanması için Kamu Kuruluşları, Sivil Toplum Örgütleri, Müteahhitler üzerlerine düşen gereksinimleri yapsalar dahi proje bazı sorunlarla hızlanmakta engellerle karşı karşıya kaldı.
En Büyük Engel Fırsatçılar
Özellikle Fikirtepe’de 2014 yılında Fikirtepe İnatçısı diye haber yapılan ve büyük bir alanın hafriyatı yapıldığı halde sadece bir gecekondunun ortada kaldığına hepimiz şahitlik ettik. Sonrasında daha büyük tekliflerle ikna edilen hak sahibi projenin başlamasına olanak sağlamıştı. Bu durumun kamuoyuna basın aracılığıyla duyurulmasının ardından Kentsel Dönüşümün hızı oldukça yavaşladı. Her hak sahibi sanki sona kalınca daha fazla hak alabilirim mantığıyla sürece dâhil olmaktan çekindi. Birçok proje bu yaklaşımlarla yavaşladı hatta iptal edildi. Bu bağlamda ilk olarak anlaşılan hak sahipleri haksızlığa uğradığını düşündü.
Yetersiz ya da Eksik Maddeli Sözleşmeler
Birçok projede sözleşme hataları veya sözleşme maddelerinde boşluklardan kaynaklı anlaşmazlıklar da projelerin yürütülmesinde engeller teşkil ediyor. Taraflar her ne kadar ana unsurlarda anlaşarak sözleşmeye yazmış olsalar da bazı konuları baştan düşünerek anlaşmaya bağlamadıkları durumlarda çözümü mahkemelerde aramak durumunda kalıyorlar. Böylece proje mecburi olarak bir süre mahkeme kararlarını beklemek durumunda kalıyor.
Müteahhitlerin Kapasitesinin Üzerinde Proje Yürütmesi
Türkiye’de özellikle Kentsel Dönüşüm sürecinin etkisiyle hızlanan inşaat sektörü, diğer sektörlerden inşaat sektörüne atılım yapan yeni firmalar, birçok sorunlara da davetiye çıkardı. Henüz inşaat sektöründe çok fazla tecrübeleri olmadığı halde sermayenin gücüyle başarırım ve bir şekilde para kazanırım düşüncesiyle sektöre giren bazı firmalar; doğru satış politikaları oluşturamamaları veya doğru bir imalat süreci işletememeleri sonucunda gecikmelere sebep vermekteler.
Bazı firmalar ise satışların hızlı olduğunu ve bir şekilde sermayeyi hızlıca dönüştürebilirim düşüncesiyle kapasitesinin çok üstünde projelere başlayarak iflasın eşiğine gelmişlerdir. Haliyle duran veya geciken projelerde hak sahipleri mahkeme yoluna başvurmuşlardır.
Bu Denli Ulusal Büyük Bir Projeyi Devlet Kendi Eline Almalı
Geçtiğimiz yılda yaşanan tecrübelerden sonra artık bu süreçte hangi sorunlar ile karşı karşıya kalınıyor, bu sorunlar nasıl çözülebilir artık neredeyse tamamı belirgin hale geldi. Gerek fırsatçıların önünün kesilmesi, gerek hak sahiplerinin haklarının garanti altına alınması gerekse de yüksek deprem riski ihtiva eden alanlarda halkın can güvenliğinin sağlanabilmesi açısından Kentsel Dönüşüm Projesinin hızlanması için Devletin müdahale etmesi gerekiyor.
Tam da bu konuda geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Mehmet ÖZHASEKİ projenin hızlanması ve genişletilmesi için gereken her şeyin yapılacağını açıkladı. Bu konuda her şeyi Bakanlıktan beklememeliyiz. Böyle büyük Ulusal bir proje için gerek Kamu Kuruluşları, gerek Sivil Toplum Örgütleri gerek Basın Yayın Organları gerekse de vatandaş olarak üzerimize düşen her şeyi yapmalıyız.
















