Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olarak kabul edilen inşaat sektöründe 2026 yılının mart ayında dikkat çekici bir daralma yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı İnşaat Üretim Endeksi verileri, sektörde özellikle bina inşaatı tarafında belirgin bir yavaşlamaya işaret ederken, altyapı ve bina dışı yapı yatırımlarının ise sektörü kısmen ayakta tuttuğunu gösterdi. Verilere göre inşaat üretimi mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,2 azaldı. Aylık bazda düşüş ise yüzde 4,5 gibi daha sert bir seviyede gerçekleşti.
Ekonomistler, yüksek faiz ortamı, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, artan maliyetler ve konut talebindeki yavaşlamanın özellikle konut ağırlıklı bina inşaatlarını baskıladığını belirtirken; kamu altyapı yatırımları ve deprem bölgesindeki çalışmaların ise sektörün tamamen daralmasını engellediğine dikkat çekiyor.
BİNA İNŞAATI GERİ ÇEKİLDİ
Mart ayı verilerinde en dikkat çeken başlık bina inşaatı sektöründeki gerileme oldu. Yıllık bazda bina inşaatı endeksi yüzde 3,6 düştü. Bu tablo, özellikle konut ve ticari yapı yatırımlarında önceki döneme göre daha temkinli bir sürece girildiğini ortaya koyuyor.
Sektör temsilcilerine göre son dönemde kredi faizlerinin yüksek seyretmesi hem müteahhitleri hem de konut almak isteyen vatandaşları zor durumda bırakıyor. Konut kredisi maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle talep ertelenirken, firmalar da yeni projelerde daha dikkatli hareket ediyor. Özellikle büyükşehirlerde arsa maliyetleri, işçilik giderleri ve yapı malzemesi fiyatlarındaki yüksek seviyeler yatırım iştahını azaltıyor.
Uzmanlar, bina inşaatındaki gerilemenin yalnızca konut tarafıyla sınırlı olmadığını, ofis, AVM ve ticari gayrimenkul yatırımlarında da daha yavaş bir döneme girildiğini ifade ediyor. Pandemi sonrası değişen çalışma modelleri ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle özel sektörün yeni yatırım kararlarında daha seçici davrandığı belirtiliyor.
ALTYAPI YATIRIMLARI SEKTÖRÜ DESTEKLİYOR
Verilerde öne çıkan bir diğer unsur ise bina dışı yapıların inşaatındaki güçlü artış oldu. Bu alt sektör mart ayında yıllık bazda yüzde 8,5 büyüdü. Yol, köprü, tünel, enerji, su ve ulaşım altyapı projelerini kapsayan bu alan, inşaat sektöründeki genel daralmanın daha sert hissedilmesini önledi.
Uzmanlara göre bu artışın temel nedenlerinden biri kamu yatırımlarının sürmesi. Özellikle deprem bölgesinde yürütülen yeniden inşa çalışmaları, ulaşım projeleri ve enerji altyapısına yönelik yatırımlar sektör için önemli bir destek oluşturuyor.
Ekonomistler, seçim sonrası dönemde bütçe disiplini öne çıksa da stratejik altyapı yatırımlarının devam ettiğini ve bunun da bina dışı yapı faaliyetlerini canlı tuttuğunu belirtiyor. Ayrıca enerji dönüşümü kapsamında gerçekleştirilen yenilenebilir enerji yatırımları ile organize sanayi bölgelerine yönelik altyapı projelerinin de bu büyümeye katkı sunduğu değerlendiriliyor.
ÖZEL İNŞAAT FAALİYETLERİNDE SINIRLI ARTIŞ
Özel inşaat faaliyetleri sektörü ise yıllık bazda yüzde 0,9 artış gösterdi. Bu alan; tadilat, yıkım, saha hazırlama, tesisat ve tamamlayıcı inşaat işlerini kapsıyor. Uzmanlar, sıfırdan yeni proje üretiminin yavaşlamasına rağmen mevcut yapı stokunun yenilenmesi ve güçlendirme çalışmalarının bu kalemi desteklediğini ifade ediyor.
Kentsel dönüşüm projeleri, deprem güvenliği nedeniyle yapılan yenileme faaliyetleri ve enerji verimliliği odaklı tadilatlar özel inşaat faaliyetlerinin tamamen daralmasını önleyen unsurlar arasında gösteriliyor. Ancak aylık veriler, bu alanda da momentum kaybı yaşandığını ortaya koydu. Mart ayında özel inşaat faaliyetleri bir önceki aya göre yüzde 4,4 geriledi. Bu durum, sektör genelinde kısa vadeli bir yavaşlama eğiliminin yaygınlaştığını gösteriyor.
AYLIK DÜŞÜŞ DİKKAT ÇEKTİ
İnşaat üretim endeksindeki aylık yüzde 4,5’lik düşüş, sektördeki zayıflamanın kısa vadede daha belirgin hissedildiğine işaret ediyor. Özellikle bina inşaatındaki yüzde 5,3’lük aylık düşüş, firmaların yeni projelerde frene bastığını gösteriyor.
Ekonomistler, mevsimsel etkilerden arındırılmış verilere rağmen bu kadar yüksek bir düşüş görülmesinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Finansman maliyetlerinin yüksek kalması, iç talepteki yavaşlama ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle sektörün temkinli hareket ettiği ifade ediliyor. Bina dışı yapıların inşaatı aylık bazda yüzde 0,5 azalırken, özel inşaat faaliyetlerindeki yüzde 4,4’lük düşüş de genel zayıflamayı teyit etti.
MALİYETLER SEKTÖRÜ ZORLUYOR
İnşaat sektöründe son yılların en büyük sorunlarından biri maliyet baskısı olmaya devam ediyor. Demir, çimento, seramik, enerji ve işçilik giderlerinde yaşanan artışlar şirketlerin kâr marjlarını daraltıyor. Özellikle döviz kuruna bağlı maliyet kalemleri, fiyatlama davranışlarını doğrudan etkiliyor.
Sektör temsilcileri, kamu projelerinde fiyat farkı mekanizmalarının önem kazandığını, özel sektörde ise maliyetlerin satış fiyatlarına tam olarak yansıtılamamasının yatırım iştahını düşürdüğünü belirtiyor. Bunun yanında finansmana erişim sorunu da sektörün önündeki temel engellerden biri olarak görülüyor. Bankaların kredi verme iştahındaki sınırlı görünüm ve yüksek faizler nedeniyle özellikle orta ölçekli müteahhitlerin zorlandığı ifade ediliyor.
DEPREM BÖLGESİ ETKİSİ DEVAM EDİYOR
2023 depremlerinin ardından başlayan yeniden inşa süreci halen sektörün önemli dinamiklerinden biri olmayı sürdürüyor. Deprem bölgesindeki konut ve altyapı yatırımları, birçok inşaat firmasının faaliyetlerini bu alanlara yönlendirmesine neden oluyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde kamu destekli projeler inşaat sektörünü belirli ölçüde desteklemeye devam edecek. Ancak özel sektör yatırımlarında kalıcı toparlanma için faizlerin gerilemesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve ekonomik öngörülebilirliğin artması gerekiyor.
İKİNCİ ÇEYREKTE NASIL BİR TABLO BEKLENİYOR?
Ekonomi çevreleri, yılın ikinci çeyreğinde inşaat sektörünün seyrinin büyük ölçüde para politikası ve kredi koşullarına bağlı olacağını düşünüyor. Faizlerde yüksek seviyelerin korunması halinde özellikle konut üretiminde zayıf görünümün devam edebileceği belirtiliyor.
Buna karşın kentsel dönüşüm projeleri, deprem bölgesi yatırımları ve altyapı harcamalarının sektörü tamamen daralmaktan koruyabileceği ifade ediliyor. Yaz aylarıyla birlikte mevsimsel hareketlilik yaşansa da sektörün güçlü bir toparlanma için daha uygun finansman koşullarına ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.
Mart ayı verileri, Türkiye inşaat sektörünün 2026 yılına dengeli fakat kırılgan bir görünümle devam ettiğini ortaya koyuyor. Kamu destekli altyapı yatırımları sektöre nefes aldırırken, konut ve özel sektör kaynaklı bina yatırımlarındaki yavaşlama ise dikkat çekici risk unsuru olarak öne çıkıyor.
















