İstanbul, sadece Türkiye'nin en büyük şehri değil, aynı zamanda konut piyasasının da kalbi. Ancak son yıllarda ev almak da kirada oturmak da milyonlarca vatandaş için her geçen gün daha zor hale geldi. Bir zamanlar orta gelirli ailelerin rahatlıkla ev sahibi olabildiği birçok semtte bugün bırakın ev satın almayı, kiralık ev bulmak bile ciddi bir mücadeleye dönüştü.
Son yıllarda açıklanan veriler, İstanbul'daki konut fiyatlarının ve kira bedellerinin Türkiye ortalamasının üzerinde artmaya devam ettiğini gösteriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yayımladığı Konut Fiyat Endeksi'ne göre Türkiye genelinde konut fiyatları son yıllarda nominal olarak yükselmeyi sürdürürken, İstanbul hâlâ en yüksek metrekare fiyatına sahip şehirlerin başında geliyor.
Bugün İstanbul'un merkezi ilçelerinde yeni bir dairenin metrekare fiyatı birçok bölgede 80 bin ile 150 bin lira arasında değişiyor. Boğaz hattında ve lüks semtlerde ise bu rakam 200 bin lirayı aşabiliyor. Daha uygun kabul edilen ilçelerde bile metrekare fiyatlarının 45-60 bin liranın altına inmesi oldukça zorlaştı.
Bu rakamları daha anlaşılır hale getirelim.
100 metrekarelik sıradan bir daire düşünelim.
- Metrekare fiyatı 50 bin lira ise evin değeri 5 milyon lira.
- Metrekare fiyatı 80 bin lira ise 8 milyon lira.
- Metrekare fiyatı 120 bin lira olduğunda ise aynı büyüklükteki ev yaklaşık 12 milyon liraya ulaşıyor.
Bugün Türkiye'de çalışan milyonlarca kişinin bu rakamlarla ev sahibi olabilmesi neredeyse imkânsız hale geldi.
Daha da önemlisi, yüksek faiz nedeniyle konut kredisi kullanmak isteyen vatandaşın işi daha da zorlaşıyor. Milyonlarca liralık kredi kullanıldığında aylık taksitler çoğu zaman ortalama maaşın birkaç katına ulaşıyor.
İşte tam da bu nedenle insanlar ev satın alamayınca kiralık konutlara yöneliyor.
Talep arttıkça kiralar da yükseliyor.
Bugün İstanbul'da kiralık ev piyasasına bakıldığında tablo oldukça çarpıcı.
Merkezi ilçelerde 2+1 bir dairenin aylık kirası 35 bin ile 70 bin lira arasında değişiyor.
Kadıköy, Beşiktaş, Sarıyer, Şişli, Bakırköy gibi ilçelerde yeni binalarda kiralar çoğu zaman 50 bin liranın üzerine çıkıyor.
Daha dış ilçelerde bile 2+1 dairelerin önemli bölümü 20-30 bin lira seviyesinde kiraya veriliyor.
Asgari ücretle çalışan bir vatandaşın ya da emeklinin bu rakamlarla İstanbul'da tek başına ev kiralaması neredeyse mümkün görünmüyor.
Birçok aile gelirinin yarısını hatta yüzde 60-70'ini yalnızca kiraya ayırmak zorunda kalıyor.
Oysa uzmanlara göre sağlıklı bir aile bütçesinde konut harcamasının toplam gelirin yüzde 30'unu geçmemesi gerekiyor.
Bugün ise İstanbul'da bu oran birçok ailede iki katına çıkmış durumda.
Peki fiyatlar neden bu kadar yükseldi?
Bunun tek bir nedeni yok.
Öncelikle inşaat maliyetleri ciddi şekilde arttı.
Demir, çimento, beton, işçilik, enerji ve arsa fiyatları son birkaç yılda katlanarak yükseldi.
Yeni konut üretimi yavaşladı.
Üretilen konut sayısı talebi karşılayamaz hale geldi.
Diğer taraftan İstanbul sürekli göç almaya devam ediyor.
Üniversite öğrencileri, yeni evlenen çiftler, memurlar, özel sektör çalışanları ve yabancıların oluşturduğu talep konut ihtiyacını büyütüyor.
Deprem gerçeği de konut piyasasını etkiliyor.
Vatandaşlar eski binalardan çıkıp yeni ve güvenli binalara taşınmak istiyor.
Bu durum özellikle yeni yapılmış dairelerin fiyatlarını daha da yukarı çekiyor.
Bir başka önemli etken ise yatırım amacıyla konut alınması.
Yüksek enflasyon dönemlerinde birçok kişi parasını koruyabilmek için konut satın almayı tercih ediyor.
Konut yatırım aracı haline geldikçe fiyatlar daha da yükseliyor.
Son dönemde faizlerin yüksek seyretmesi satışları bir miktar yavaşlatmış olsa da İstanbul gibi arzın sınırlı olduğu şehirlerde fiyatların tamamen gerilemesini sağlayamadı.
Kiralarda yaşanan artış ise sadece kiracıları değil ev sahiplerini de etkiliyor.
Çünkü aidatlar yükseliyor.
Bakım giderleri artıyor.
Emlak vergileri yükseliyor.
Bina yönetim masrafları katlanıyor.
Sonuçta konut piyasasında maliyet baskısı herkes tarafından hissediliyor.
Peki çözüm ne olabilir?
Uzmanlara göre en önemli çözüm daha fazla konut üretmek.
Özellikle orta gelir grubuna yönelik sosyal konut projeleri artırılmalı.
Kentsel dönüşüm hızlandırılmalı.
Boş tutulan konutların ekonomiye kazandırılması için yeni modeller geliştirilmeli.
Kiralık sosyal konut sistemi yaygınlaştırılmalı.
Uygun faizli ve uzun vadeli konut kredileri yeniden erişilebilir hale getirilmeli.
Ayrıca şehir planlaması yalnızca bina yapmaya değil, ulaşım, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam alanlarını da kapsayacak şekilde ele alınmalı.
Çünkü insanlar sadece bir ev satın almıyor; aynı zamanda yaşanabilir bir mahalle, güvenli bir çevre ve geleceğe dair umut satın almak istiyor.
İstanbul ekonominin lokomotifi olabilir.
Ancak bu büyük şehirde barınmanın lüks haline gelmesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli bir sorundur.
Konut fiyatları ile gelir arasındaki makas büyüdükçe gençlerin ev sahibi olma hayali uzaklaşıyor, ailelerin bütçesi zorlanıyor ve yaşam kalitesi düşüyor.
Sonuç olarak İstanbul'daki konut ve kira piyasası yalnızca emlak sektörünün değil, ülke ekonomisinin de en önemli gündem maddelerinden biridir. Üretimin artırılması, finansman imkânlarının geliştirilmesi, kira piyasasında dengeli politikaların uygulanması ve sosyal konut projelerinin yaygınlaştırılması halinde hem ev sahibi olmak hem de kiracı olarak insanca yaşayabilmek yeniden ulaşılabilir bir hedef haline gelebilir. Aksi halde İstanbul'da barınma maliyetleri önümüzdeki yıllarda da vatandaşın en büyük ekonomik yüklerinden biri olmaya devam edecektir.
















