Emekliliği yaklaşan pek çok insanın ortak hayali var: Şehirden uzaklaşıp, sakin bir köyde doğal bir yaşam sürmek. Temiz hava, organik gıda, huzur dolu bir çevre… Yıllarca kent yaşamının yükünü omuzlarında taşımış biri için kulağa oldukça cazip geliyor. Ancak, bu hayal ile gerçek arasında büyük bir fark var. Çünkü köyde saatler başka türlü akar.
Bundan birkaç yıl önce bizzat tanıklık ettiğim bir olay bu yazının ilham kaynağı oldu.
Emekli olduktan sonra Ege’nin sahil kasabalarından birine yerleşme hayali kuran bir beyefendi, sonunda muradına erdi. Kentte yıllarca biriktirdiği yorgunluğu omuzlarından atmak, sade ve huzurlu bir yaşam kurmak istiyordu. Aradığı evi bulmak için emlakçıyla beraber köyü karış karış dolaştı. Manzarasıyla, konumuyla tam da hayalini kurduğu evi buldu. Kararını vermek üzereyken, gözleri karşıdaki küçük ahıra takıldı.
“Bu ahır ne olacak?” diye sordu emlakçıya.
Emlakçı şaşırdı: “Burası köy beyefendi… Burası köy.”
Ama o, köyü olduğu gibi kabul etmek yerine, kenti beraberinde getirmişti. Evi aldı ama birkaç hafta içinde ahırdan şikayet etti, kapattırdı. Ardından yan komşusunun kümesini şikayet etti, onu da susturdu. Oysa buraya taze süt, doğal yumurta, köy tereyağı için gelmişti. Ancak marketten alışveriş yapmaya devam etti. Doğallığın kaynağını kapattıktan sonra o ürünleri nereden bulacağını da bilemedi.
Kısa sürede köy halkının tepkisini çekti. Kahvede adı geçince sessizlik olurdu, selamı sabahı kesildi. Çünkü o, köyde yaşamaya değil, köyü dönüştürmeye gelmişti. Uzun sürmedi. Geldiği gibi geri döndü.
Arkasından köylü şöyle dedi:
“Bahçada darı sapı,
Sararmış solmuş sapı,
Bizi hayvanımızdan ayıran,
Sürünsün kapı kapı…”
Bugün sosyal medyada “Köylü milletin efendisidir” paylaşımları yapan o kişi, aslında köye ruhunu değil yalnızca bedenini götürenlerden biriydi. Çünkü kentten kaçmak, sadece betondan uzaklaşmak demek değildir. Doğaya ve yaşam tarzına saygı duymak, oraya uyum sağlamak gerekir.
Darwin’in evrim teorisinde belirttiği gibi; “çevresine uyum sağlayan yaşar, sağlayamayan yok olur.”
Gelecek olanlar bu farkı bilmeli.
Ya yaşadığınız yere benzeceksiniz…
Ya da geldiğiniz yere geri döneceksiniz.
















