Eskiden hayatın dengesi bambaşkaydı…
Zenginlerin arabaları olurdu, fakirler ise atına binerdi. At, geçim kaynağıydı; araba, lüksün simgesi. Bugün tablo tersine dönmüş durumda. Fakirler borçla da olsa arabaya biniyor, zenginler ise hobi olarak at besliyor.
Bir zamanlar zenginler doğal gazı yakar, fakirler sobanın dumanına katlanırdı. Şimdi fakirler şehirde doğalgaz faturalarıyla boğuşurken, zenginler köy evlerinde şömine ya da soba başında “doğallığın keyfini” çıkarıyor.
Yine eskiden köy, fakirin yurdu; şehir, zenginin yaşam alanıydı. Fakat şimdi zenginler huzuru, toprağın bereketini ve doğallığı köylerde arıyor. Fakirler ise geçim kaygısıyla şehirlere göçüp beton duvarlar arasında hayatta kalmaya çalışıyor.
Hayatın bu garip döngüsü bize şunu gösteriyor: Değerler yer değiştiriyor, kavramlar şekil değiştiriyor. Aslında aynı dünya, ama farklı ellerde bambaşka görünüyor.
















