Ülkemizde tapu işlemlerinde 65 yaş üstü vatandaşlardan sağlık raporu istenmesi şu ara en çok karşılaştığımız problem. Tapu müdürlükleri, başvuru sonrasında yaptığı incelemeler neticesinde ileri yaşlardaki vatandaşlardan rapor talep edebiliyor. Fakat bu, sanki 65 yaşına giren herkes için zorunluymuş gibi lanse ediliyor. Oysa böyle bir zorunluluk yok.
Tapu memuru veya müdür vatandaşa birkaç soru soruyor: “Hangi yıldayız? Kaç çocuğun var? Çocuklarının isimleri ne? Neden satıyorsun? Doğum yerin neresi? Kaça sattın, parayı ne yapacaksın?” gibi… Eğer ki vatandaşın akıl melekeleri yerindeyse, hal ve davranışları uygunsa, 75 yaşında da olsa sağlık raporu istenmeyebilir.
Ama işte işin en zor yanı burası. Çünkü vatandaşın çoğu zaman yaşına bakılarak rapor talep ediliyor. Türkiye nüfusunun önemli bir kısmı yaşlı. Bu raporu almak ise hem zahmetli hem de yıpratıcı. Randevular çok geç veriliyor, raporun geçerli olabilmesi için tam teşekküllü devlet hastanesinden alınması gerekiyor. Özel hastane raporları kabul edilmiyor.
Bir de işin en can sıkıcı tarafı var: Sağlık raporu sadece bir iş günü geçerli! İşleminiz uzarsa, ertesi gün yeniden hastaneye gidip aynı süreci tekrar yaşamak zorundasınız. Düşünün, bir gün içinde rapor al, doktora gir, uzun uzun sorulara cevap ver, tapuya yetiş, bankaya git, imza at… Yaşlı insanlar için bu süreç gerçekten yorucu. Rapor için uğraşırken adeta sağlıklarından oluyorlar.
Bir de bunun duygusal boyutu var. İnsan, “Ben artık yaşlandım mı? Aklım yerinde değil mi?” duygusunu yaşıyor. Bu travmayı hissetmek bile yeterince yıpratıcı.
Elbette tapu daireleri de kendilerini güvence altına almak istiyor. Ama bu kadar zor, karmaşık ve yıpratıcı olmadan da çözümler bulunabilir. Daha kolay, daha insani bir yol oluşturulmalı.
Unutmayalım, hepimiz bir gün bu yaşlara geleceğiz. Bugün yaşlılarımızın yaşadığı zorluk, yarın bizim de karşımıza çıkacak.
















