Son günlerde sahada en çok karşılaştığım sorulardan biri şu:
“Kiralık daire neden bu kadar zor bulunuyor?
Aslında bunun cevabı tek bir nedene bağlı değil. Ancak bugün yaşadığımız kiralık daire sıkıntısının en önemli sebeplerinden biri, hız kazanan kentsel dönüşüm süreci.
Depreme dayanıklı şehirler oluşturmak hepimizin ortak isteği. Eski binaların yenilenmesi elbette çok önemli. Fakat dönüşüm sürecinin beraberinde getirdiği farklı bir gerçek de var: Aynı anda binlerce aile evinden çıkıyor ve kısa sürede kiralık konut aramaya başlıyor.
İşte asıl baskı burada oluşuyor.
Özellikle İstanbul’da kentsel dönüşümün yoğun olduğu bölgelerde kiralık dairelere talep çok ciddi şekilde arttı. Buna karşılık piyasaya çıkan kiralık konut sayısı aynı hızda artmadığı için arz ve talep dengesi bozulmaya başladı.
Sahada dikkat çeken başka bir gelişme daha var. Son dönemde birçok ev sahibi artık ilan vermeden kiracı bulmayı tercih ediyor. Güvendiği emlak danışmanlarına veya referans sistemiyle gelen kişilere öncelik veriyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, doğru kiracıyı seçebilme isteği.
Özellikle kentsel dönüşüm nedeniyle evinden çıkmak zorunda kalan aileler, birçok mülk sahibinin öncelikli tercihi haline gelmiş durumda. Bu insani açıdan anlaşılabilir bir yaklaşım olsa da; tayin nedeniyle şehir değiştirenler, yeni evlenen çiftler, öğrenciler ve farklı nedenlerle ev arayan vatandaşlar için kiralık konut bulmayı daha da zorlaştırıyor.
Bir başka önemli konu ise kira fiyatları.
Talebin arttığı bölgelerde kiralar yukarı yönlü hareket etmeye başladı. Bugün bazı semtlerde kısa süre içinde kira bedellerinde dikkat çekici artışlar görüyoruz. Eğer yeni kiralık konut üretimi yeterli seviyeye ulaşmazsa önümüzdeki aylarda bu baskının daha da artabileceğini düşünüyorum.
Burada unutulmaması gereken nokta şu:
Kentsel dönüşüm sadece yeni binalar yapmak değildir. Aynı zamanda o bölgede yaşayan insanların geçici barınma ihtiyacını da planlamaktır. Dönüşüm projeleri hazırlanırken kiralık konut ihtiyacı da mutlaka dikkate alınmalıdır. Aksi halde güvenli konut üretirken, vatandaşın barınma sorununu daha da büyütebiliriz.
Bugün yaşanan kiralık daire sıkıntısı geçici gibi görünse de doğru planlama yapılmazsa kalıcı bir probleme dönüşebilir.
Çözüm; daha fazla kiralık konut arzının oluşturulması, kentsel dönüşüm süreçlerinin planlı yürütülmesi ve hem mülk sahibini hem de kiracıyı koruyan dengeli politikaların hayata geçirilmesidir.
Gayrimenkul sektörü yalnızca alım satımdan ibaret değildir. İnsanların yaşamına, ekonomisine ve geleceğine doğrudan dokunan bir alandır. Bu nedenle atılan her adımın sosyal etkilerini de birlikte değerlendirmek zorundayız.
Unutmayalım; güvenli binalar kadar, insanların ulaşabileceği ve yaşayabileceği kiralık konutların varlığı da sağlıklı bir şehirleşmenin temel şartlarından biridir.
















