Gayrimenkul sektöründe yabancıya satış ve Türk vatandaşlığı işlemlerini yakından ilgilendiren önemli bir değişiklik yapıldı.
Vatandaşlık amacıyla gayrimenkul alan yabancılar için hazırlanan değerleme raporlarında GEDAŞ (Gayrimenkul Değerleme A.Ş.) zorunluluğu kaldırıldı. Yeni sistemde gerekli şartları taşıyan SPK tarafından yetkilendirilmiş değerleme kuruluşları da bu raporları hazırlayabilecek.
Üstelik başvuru sahibi değerleme şirketini kendisi seçebilecek ya da sistem üzerinden otomatik atama yapılmasını tercih edebilecek.
Peki bu değişiklik ne getiriyor?
Tek bir kurum üzerinden yürüyen sistemin değişmesi işlemleri hızlandırabilir. Daha fazla değerleme şirketinin sisteme dahil olması bekleme sürelerini azaltabilir, rekabeti artırabilir ve yabancı yatırımcının işlemlerini kolaylaştırabilir.
Ama burada benim için asıl önemli konu denetim ve sorumluluk.
Çünkü vatandaşlık satışlarında en hassas noktalardan biri gayrimenkulün gerçek piyasa değerinin doğru belirlenmesi.
Geçmişte farklı daireleri piyasa değerinin üzerinde göstererek satan ve bu satışları vatandaşlık başvurularında kullanmak için fırsat kollayanların olduğuna ilişkin ciddi iddialar gündeme geldi. Yeni sistemde bunun önüne çok daha sıkı bir denetimle geçilmesi gerekiyor.
Değerleme şirketlerinin sayısının artması güzel. Ancak bu durum “Hangi şirket daha yüksek değer verir?” arayışına dönüşmemeli.
Rekabet yüksek değer vermekte değil, doğru değer vermekte olmalı.
Yeni sistemde sorumluluk konusu da oldukça önemli. Değerleme raporundaki bilgilerin doğruluğu ile yanlış veya eksik bilgilerden kaynaklanabilecek sorumluluk raporu hazırlayan değerleme kuruluşuna ve raporu imzalayanlara ait. Tapu tarafındaki inceleme ise esas olarak şekli kontroller üzerinden ilerliyor.
Dolayısıyla yarın bir sorun çıktığında sorulacak soru çok açık:
Bu değeri kim verdi, hangi şirket raporu hazırladı ve kimler imzaladı?
Bunun için sistem yalnızca rapor hazırlanırken değil, sonrasında da çok sıkı denetlenmeli. Aynı bölgede, aynı binada veya benzer özelliklerdeki taşınmazlar arasında açıklanamayacak kadar büyük değer farkları varsa sistem bunu görebilmeli ve gerektiğinde ikinci bir kontrol mekanizması devreye girmeli.
400 BİN DOLAR VE 3 YIL ŞARTI DA YENİDEN ELE ALINMALI
Mevcut uygulamada Türk vatandaşlığına gayrimenkul yatırımı yoluyla başvurabilmek için en az 400 bin ABD doları değerinde taşınmaz alınması ve taşınmazın üç yıl satılmaması gerekiyor.
Bana göre artık yalnızca değerleme sistemini değil, vatandaşlık için aranan yatırım şartlarını da yeniden konuşmalıyız.
Ben olsam sistemi üç önemli noktada güçlendirirdim.
Birincisi, 400 bin dolarlık gayrimenkul yatırım tutarının en az 500 bin dolara çıkarılmasını değerlendirirdim.
İkincisi, üç yıllık satmama süresinin en az beş yıl olmasını isterdim. Vatandaşlık için yapılan bir yatırımın daha uzun vadeli ve kalıcı olması gerektiğini düşünüyorum.
Üçüncüsü ise Türkiye’de vatandaşlık alan yatırımcının yalnızca bir gayrimenkul satın alıp süreçten çıkması yerine, ekonomik olarak da Türkiye ile daha kalıcı bir bağ kurmasını sağlayacak bir sistem tartışılabilir.
Örneğin vatandaşlık başvurusu kapsamında belirli bir miktar paranın Türkiye’deki bir bankada belirli süre bloke edilmesi gibi ek bir finansal yeterlilik şartı değerlendirilebilir. Böylece Türkiye’de yaşamayı, yatırım yapmayı veya ticaret yapmayı planlayan kişinin ülkeye ekonomik katkısının yalnızca satın aldığı gayrimenkulle sınırlı kalmaması amaçlanabilir.
Elbette bunlar bugün yürürlükte olan şartlar değil; benim yeni bir vatandaşlık düzenlemesi yapılması halinde değerlendirilmesini istediğim öneriler.
Çünkü bana göre mesele yalnızca Türkiye’ye ne kadar para girdiği değil. Gelen yatırımın ne kadar gerçek, sürdürülebilir ve uzun vadeli olduğu da önemli.
Yabancı yatırımcı gelsin. Gayrimenkul alsın, iş kursun, ticaret yapsın, istihdam oluştursun ve Türkiye’de kalıcı yatırım yapsın. Bunun ülkemize katkısı olur.
Ama vatandaşlık veriyorsak bunun şartları da güçlü olmalı.
10 milyon liralık bir gayrimenkul vatandaşlık şartını tamamlamak için kâğıt üzerinde 15-20 milyon liralık bir gayrimenkule dönüşmemeli. Bir mülk alınıp üç yıl beklendikten sonra satılarak sistemden kolayca çıkılmamalı.
Çünkü burada yalnızca bir gayrimenkul satışı yapmıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından söz ediyoruz.
Türk vatandaşlığı kıymetlidir.
Bu nedenle yeni dönemde benim için formül çok net:
Gerçek değer, güçlü denetim, daha yüksek yatırım şartı, en az beş yıllık taahhüt ve Türkiye ile kalıcı ekonomik bağ.
Yabancı yatırımcıya kapımız açık olsun; ancak vatandaşlığa giden yatırım da Türkiye’ye yakışır şekilde gerçek, güçlü ve kalıcı olsun.
















