İnşaat sektörünü bugünlerde yükselen konut fiyatları ve maliyetler, azalan üretim ve konut krizi başlıklarında çokça konuşur olduk. Türkiye’nin istihdam deposu ve 200’ü aşkın sektörü doğrudan etkilemesi nedeniyle ekonominin lokomotifi kabul edilen sektörün bir zamanlar ekonomiyi canlandıran etkisini konuşurken, gündemin olumsuza dönmesi elbette sektörün motivasyonunu azaltıyordur. Sorunlar dile getirildikçe çözümler konuşulur, sektör daha sağlıklı ve istikrarlı bir hale gelir temennisindeyim.
Bu arada bugünlerde projelerin de daha yavaş ilerlemesine neden olan ve eğitimden sanayiye birçok alanı ilgilendiren bir konuyu da gündeme taşımakta fayda görüyorum. Sektörümüzde mavi yakalı diye tabir edebileceğimiz kalifiye eleman sıkıntısı had safhada. Usta ve ara eleman bulunamıyor. Kepçeyi kullanacak operatör yok. Kimi meslektaşlarım 3 bin lira yevmiye ile vinç operatörü bulamadıklarını açıklıyor ki doğrudur…
Peki bu sıkıntı düne kadar gündeme gelmezken neden şimdi konuşuyoruz?
- Yurtdışı şantiyelerinde dolar bazlı maaş verilmesi, mavi yakalı inşaat işçisini gurbete çekti. Yetişmiş insan gücü yurtdışına kaydı.
- Ağır bir depremin yaralarını sarmak için 11 şehirde başlayan konut seferberliği yüzünden de birçok işçi bu bölgede çalışıyor, diğer şehirlerde eleman sıkıntısı katlanıyor. Mimar ve mühendislerde yığılma var ama duvarcı, tesisatçı bulunamıyor. Şehirlerde sadece eleman değil, inşaat malzemeleri siparişlerinin de gecikmesiyle ilgili bir sıkıntı var.
- Herkes üniversite mezunu. Türkiye’de mavi yakalı işlere gençlerden fazla ilgi yok. İlgi olsa da teknik okul sayısı bunun için yeterli değil.
Dolayısıyla sektörde bir kırmızı alarm durumu olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.
Çözümü yok mu? Var elbette… Artık uzun vadede de olsa işin çözümüne bakmak zorundayız. İşte hem kısa vadeli hem uzun vadeli olabilecek birkaç öneri:
Sektördeki ustaların hepsi alaylı!
Ara eleman açığının kapatılması için teknik okul sayısı artmalı, gençler daha ilkokul zamanından başlayarak yeteneğine göre bu okullara yönlendirilmeli.
Usta bir şantiyenin en önemli aktörlerinden. Hatta çoğu zaman yeni başlayan mühendisler bazı konuları ustalardan öğrenir. Ancak sektördeki ustaların hepsi alaylıdır. Daha önceki ustalarından ne gördüyse onu yaparlar. Ama inşaat malzemeleri, teknoloji, inşaatta yapım teknikleri her geçen dönem gelişiyor. Bu nedenle sağlam ve güvenilir binalar istiyorsak önce ustalara el atılması gerekir. Onların da en az 2 yıllık mesleki eğitimden geçirilmesinde büyük fayda var, eğitim döneminde ustaların yanında zorunlu staj, sahalarda tam kapasite çalışma gibi modeller düşünülmeli.
Bir sözümüz de mimar ve mühendislerin eğitimine dair!
Bu arada birçok maddesini olumlu ve yapıcı bulduğumuz Yeni Bina Yapım Yönetmeliği’nde mimar ve mühendislerin eğitim konusuna ilişkin bir iki maddenin eklenmesinde fayda görmekteyim. Yönetmelik mimar ve mühendisler açısından tecrübeyi sadece yıl ile değil, görev alınan inşaatların yüzölçümü ve sayısı ile değerlendirmekte ki bu gerçekten gerekli. Ancak mimar ve mühendislere de ustalık eğitimi verilmeli ve onların kolon bağlama, kiriş bağlama, aydınlatma gibi konularda staj yapması zorunlu hale getirilmeli. Böylece onlar da ustalara verecekleri direktiflerde daha etkili hale geleceklerdir.
Sektörümüzle ilgili gözümüze çarpanları dilimiz döndüğünce aktarmaya çalışacağımız bu köşe yazıları ile ilgili görüş ve önerilerinize her zaman açığız.

















Kaleminize sağlık, çok yerinde bir konuya deginmissiniz, sanayi ile eğitimin ortak proje geliştirmesi gereken donemdeyiz.