Türkiye’nin 911 kilometre ile en uzun sınıra sahip komşusu Suriye'de yeni bir dönemin kapısı aralandı. Ülkede yaklaşık 14 yıldır süregelen iç savaşın ardından Esad rejimi devrildi. Öncelikle Suriye halkının 50 yılı aşkın zamandır yaşamış olduğu sıkıntılar, zulümler, yerinden edilme sürecinin sona ermesinin, ülkenin özgürlüğe kavuşmasının tüm Suriye halkı nezdinde hayırlı olmasını diliyorum.
Suriye’de yeni dönemde ekonomik yaraların sarılması ve halen ülkemizde bulunan Suriyeli kardeşlerimizin ülkesine dönmesi anlamında ülkenin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Bu süreçte yıkılan binalar ve altyapının yenilenmesi için yatırıma, inşaat malzemelerine ve inşaat çalışanlarına ihtiyaç duyulacağı açıktır. Bu durumda en uzun sınıra sahip, tarihten gelen yakınlık ve akrabalığın olduğu ülkemize büyük iş düşeceği de aşikardır. Kaldı ki, 1972 yılından bu yana dünyada 137 ülkede 522 milyar dolarlık proje tecrübesine sahip Türk müteahhitlerinin bu tecrübe, birikim ve yeteneğinin Suriye kalkınmasında önemli rol almasını beklemek yanlış olmayacaktır. Bölgeye yakın konumlanmış çimento ve demir çelik fabrikalarının varlığı da böyle bir inşa faaliyetine destek olacak bir avantaj olarak dikkat çekiyor. Özetle Türk müteahhitlerine büyük bir iş alanı açılıyor.
Ancak bu sürece iki taraflı olarak bakıp değerlendirmekte fayda var. Hiç kuşkusuz müteahhitlerimize de ülkemiz ekonomisine de ciddi ekonomik katkı sağlayacak bir süreç olacaktır. Kimi tahminlere göre ülkede 400 milyar dolarlık bir inşaat faaliyetinden bahsediliyor. Türk müteahhit dostlarımız bunun 100 milyar dolarının Türk müteahhitler tarafından gerçekleştirilebileceğine inanıyor. Bu konuda çok uzun uzun konuşmak mümkün, hatta ansiklopediler yazsak yetmez. Biz sadece birkaç cümle ile konuyu özetlemek istedik.
Tabi bir de bu sürecin ülkemizdeki konut sürecine etkilerini düşünelim. Ülke olarak iki yıldır Kahramanmaraş merkezli depremin yaralarını sarmak amacıyla deprem bölgesinde yoğun bir inşaat faaliyetine giriştik. Amaç depremzede vatandaşlarımızı bir an önce kalıcı yuvalarına kavuşturmak olunca, birçok şehirde aynı anda şantiyeler kuruldu. Bu durum örneğin zaten bir kısmı yurtdışına giden inşaat ustaları ve kalifiye elemanların birçoğunun deprem bölgesine yönlendirilmesini gerektirdi. Yine üretilen inşaat malzemelerinin de deprem şantiyelerine yönlendirilmesi özellikle büyükşehirlerde devam eden projelerin, inşaatların malzeme ve usta bulmakta zorluk yaşamasına neden oldu.
Deprem şantiyelerinden dolayı özel sektörde üretim sıkıntısı var
İnşaatta 2 yıldır ciddi bir üretim sıkıntısı yaşıyoruz. İki yıldır makine parkurlarına, vinç ve iskelelere, kepçelere kolay ulaşılamadı, demir ve çimento dahi bulunamaz oldu. Döviz bazında girdiler yüksek seviyelere çıktı, maliyetler arttı, tecrübeli, bilgili meslek sahibi bulunamaz oldu. Var olan ustalar, çalışanlar da yüksek ücretler talep etmekteler.
Deprem bölgesindeki inşaatların bitme noktasına gelmesinden dolayı biz konut üretiminde sıkıntıların hafiflemesini, fiyatların da bu yılın sonuna doğru dengelenmesini beklemekteydik. Şimdi komşumuzun yeniden yapılanma sürecinde mevcut imkanların, işçilerin, makine parkurunun Suriye’ye doğru kayması ihtimal dahilinde. Bu da dengelenmeye ilişkin beklentimizi ertelememize yol açıyor, malzeme, ekipman, usta ve işçi sıkıntısı bulma sorunları gündemimize yerleşebilir.
Suriyelilerin dönüşü işçi açığını artırabilir
Kaldı ki, ülkemizde bir süredir işçi açığını Suriyeli kardeşlerimizle kapatmaya çalışmaktayız. Mesela mobilya sektöründe birçok alanda yaşanan açığı ciddi oranda yabancı çalışanlarla telafi etme yolundayız. Bu çalışanlarımızın yurduna dönmesi ile beraber eleman sıkıntısının artacağını beklemek yanlış olmaz.
Farklı bir süreç bizleri bekliyor. Bu süreçte birkaç yıldır baskılanan konut fiyatlarının düşmesini beklememek gerekir. Çünkü üretimde bugün kullandığınız malzemeyi yarın aynı fiyattan yerine koyamıyorsunuz. Maliyetler yukarı yönde kendisini güncelliyor. Aynı maliyet artışını aynı oranda satış fiyatlarına yansıtamıyorsunuz. Bu da erişilebilir konut üretimini sekteye uğratacak bir durum. Özel sektörün konut üretimi ciddi anlamda yavaşlayacak, konut arzını geriye, fiyatlarını yukarıya çekecektir.
50 senelik kapalı ekonomi Türkiye ile dünyaya açılıyor
Bu noktada konut yatırımcısı ve müteahhitlerin mevcut konjonktürü ve gelişmeleri öngörerek daha dikkatli yatırım yapmalarını tavsiye ederim. 50 senelik kapalı bir ekonomi Türkiye ile beraber dünyaya açılıyor, bunun ciddi etkilerini olumlu anlamda yaşayacağız. Diğer taraftan inşaat faaliyetlerinde pahalılığa sebebiyet verebilir. Fırsatlarla beraber bazı yansımaların olacağını da göz önünde bulundurmalıyız…
















